Nar Çiçeğini Görünce Ben

Nar çiçeğini görünce ben
Gökyüzünde olurum anne.
Nar çiçeğini görünce ben
Yeryüzü olurum anne!..


İSMAİL KARAKURT

YANKI
PÖRÇÜK BİLGİ
İLETİŞİM
ismailkarakurt@gmail.com
YENİ YAZILAR
LİNKLER
MÜZİK




....
ŞİMDİ
İstanbul'dayım!..
İÇ ODA
Scrivi ciò che vuoi
SAAT
SON YORUMLAR
    logItemCommentlogItemCommentBlogItemCommenger>
membri
<$BlogMembers$>
FOTOĞRAF
<$BlogRecentPhotos$>
bottoni
<$BlogButtons$>
<$BlogFeeds$>
SON YORUMLAR
Varie
Adesivi
Adesivi

Müzik
Kontör
DEFTER
Destek

@ Mecazz & Blogger

<$BlogItemTitle$SİMURGlass="text"><$BlogItemBody$>
Simurg, İsmail Karakurt'un ilk kitabı.
Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı
"Öğretmen Yazarlar Dizisi" içinde
yayımlandı (1992).
Karakurt'un şiirinde ne var?
Şairane bir mübhemiyet. Belki,
bizi çeken budur. Ama değil;
sadece bu değil. Ses var,
iç ahenk var, mısra mükemmeliyetine
ulaşma atılımı var. Bu atılım bazen
mısralardan bentlere kadar ulaşıyor.
Sonra Türk şiir tarihi ile
usulca kurulan akrabalıklar:

"göl saatleri'nden uçuşan kabarcıklar
gibi sokaklarda kar sesi"

Bu mısralardaki
Hâşim ve Cenab silueti ile
Karakurt'un süzgün ve incelmiş portresi sahih bir senteze yürüyor. Şair kendi kültürümüzün saraylı ve taşralı katmanlarından devşirdiği unsurlarla, önceden yürünmüş yolları tekraren yeşertmeye çabalıyor.

"Şehzadenin elinde lâm ve ba"

Karakurt sözü aza indirmede, yoğunlaştırmada, saflaştırıp parlatmada neredeyse bir minyatür ustası yetkinliğine ulaşmak istiyor.

"işte kibritin yanışı
beni çocukluğuma taşıyan geyik
."

Kibrit alevi karşısında büyülenen o küçük çocuk, geyik metaforu ile reel yaşamdan kopuyor. Sonra bütün bir şark dünyasının efsunlu labirentlerine dalıyor. Gülümseyen ece şiiri; geyik, duman, kar, tüy, halı, kuyu, buğday taşıyan karıncalar, tenhalık, hırka, Yusuf, masal, müzik, lâmba, şehzade, harfler ve küller ile savruluyor.
İçimizdeki şiire (Haşim'in musikiye doğru ittiği şiire) doğru savruluyor. Karakurt bu yıpranmış kelime ve tabirleri ye­niden yorumluyor; onlara bir ruh üfürüyor: şairin nefesi. Elinde biz okuyucuların okumaya ve bakmaya doyamadığı içi "kuş ve çiğ dolu bir albüm" tutuyor. Böylece albümdeki suretlerin ışığından geçerek Küçük bir yağmur masalı'na ulaşıyoruz.
Evet, kitap bu işte: Küçük bir yağmur masalı. Usul usul dökülen damlaların sesine bir ney veya santur eşlik ediyor:

"Bana ne kaldı bu saatlerden
Belli bilirsiz adresler
Mağlubiyet
Sisli camlara bakmak taşrada
Küçük bir yağmur masalından başka
"

Sorgun'un Çiğdemli Lisesi (ne güzel isim) V. Edebiyat B. sınıfının camları hangi yöne, hangi ağaçlara, kurak tepe­lere bakıyor? Şair bulunduğu noktadan "ora'ya bakıyor. Geleneksel sanat anlayışımızın metafizik hedefine. "Kuytularda ışıldayan bir endişe" olarak bakıyor. Tabiatın ritmini, ateş böceğini, otların hışırtısını,"hayatın yırtılan ses­sizliği" noktasından çekip çıkarmaya, yazdığı metne belke­miği kılmaya çalışıyor. Bu sebepten olsa gerek onda "günümüzde bir derviş" edası görülüyor. Bir derviş sıkın­tısı..
Eğilince, "güneşin bürdesi" düşüyor üzerinden, yüzünde "ikindiler birikiyor?, Orda -ötede- "yaprakların altına yayılıyor kalbi".
Simurg şiirinin ortalarında Temmuz, çöl, giyilen güneş, kalp vadisi, kuşlar yakuttan işaretler, vedanın kanlı müziği, yollar, gül ve ölümün dokunuşu ile Şeyh Galib?in ünlü Hüsn ü aşk'ı uç gösteriyor. Belki Karakurt'un şiiri de bir "seyr ü sülük" hikâyesi barındırıyor. Ancak şair yolculuk mazmunu­nu verirken hikâye öğelerine başvurmuyor, bu da lehinde bir puan. Biraz da öğretmenlik mesleği açık ediliyor:

"birikiyor tebeşirin ağusu
birikiyor durmadan saatlere bakmak
."

Karakurt'u bu ilk kitabından ötürü kutluyorum. Türkiye Yazarlar Birliği?nin isabetli bir seçim yaptığını düşünüyorum. Keşke her yıl böyle kitaplar yayımlansa da böyle ödüller dağıtılsa.

*Mustafa KUTLU ( Dergah / 37, Mart 1993)
ss="data"> <$BlogItemAuthorMecazzogItemDateTi20:48:00rildi. | Permalink |
<$BlogItemControgItemPermalhttp://simurgan.blogspot.com/2005/09/simurg.htmlnk">Devamı | Kategori:

<$BlogItemCommen0

<$BlogItemCreateYorum GönderRL$>"> ~ http://simurgan.blogspot.com/ dön