SÜRMELİ ŞEHZADENİN ODA KASİDESİ

Sende odalara sığmayan bir eda
Trompet, sevgilim
Kaderin içimizi güzelleştiren süsü.
Güneşin sarı göğsüne atar gibi mızrağı
Tanrının resmini üflüyorsun çocuk kalbime
Buğulu yapraklar arasından
İçimin karanlığına bakıyorsun
İçimin karanlık aynasına.
Ait olduğu yerden gülümser
Bez bebeklerle bahçelerde eğlenen
Ve eşyanın karanlığını ışıtan ruhlar
Her şeye bir iz bırakır
Bir çizgi
Bir sancak sözcüklerden
Çekilirler müzik fışkıran kuytu odalarına
Çekilir kuytu odasına ruhum!
Penceresi gökyüzüne açılan
Sürüklendiğim
Tükendiğim yaşamın diplerinden uzaklaşan bu oda
'La ilahe illallah!..'
Halvet kuyusu mu ne
Mermere sürtünen ip
Ulaşıyor dilime... Halayıklar gülümsüyor
Bir ucundan tozlanan zamanın
Öteki ucundan melekler, su perileri.
Mesafelere yayılan ipe gerip ben' imi
Sarsıyor o
O büsbütün gergedan şiddetiyle
Yüzümde tutuşan yangın iniyor yüreğime
Sözlerin en süresizi
En dikenlisi kışkırtıcı hazinelerin.
Trompet, sevgilim
Varolmanın hışırtılı yüzü
İçimde Yusuf'un güneşi yakma taklitleri
Ben bu odanın
Lahitlere girecek beyaz kaputlu
Ben bu odanın sürmeli şehzadesi.
Şimdi yorgun bir atasözü gibiyim
Ben kendimin şerhiyim...
0 Yorum:
Yorum Gönder ~ Ana Sayfaya dön

