Nar Çiçeğini Görünce Ben

Nar çiçeğini görünce ben
Gökyüzünde olurum anne.
Nar çiçeğini görünce ben
Yeryüzü olurum anne!..


İSMAİL KARAKURT

YANKI
PÖRÇÜK BİLGİ
İLETİŞİM
ismailkarakurt@gmail.com
YENİ YAZILAR
LİNKLER
MÜZİK




....
ŞİMDİ
İstanbul'dayım!..
İÇ ODA
Scrivi ciò che vuoi
SAAT
SON YORUMLAR
    logItemCommentlogItemCommentBlogItemCommenger>
membri
<$BlogMembers$>
FOTOĞRAF
<$BlogRecentPhotos$>
bottoni
<$BlogButtons$>
<$BlogFeeds$>
SON YORUMLAR
Varie
Adesivi
Adesivi

Müzik
Kontör
DEFTER
Destek

@ Mecazz & Blogger

<$BlogItemTitle$*SİMURG ÜZERİNElass="text"><$BlogItemBody$>
Şiire evet olumluyor hayatın kendisini bu ifadem. Baharda müsbeti çoğaltarak aş­kın kandilini yakmak... Sonra dönüpte yağ­murlarla sırılsıklam başını öne eğip gözle­rinin dervişiyim diyerek, fısıldayabilmek.
Uzun soluklar, belki evrenin ilk ılık nefesi gerek. Katı mekanın gerçekliğini zamanın sislerini dağıtan, sözü karşılamak ona merhabalar demek için :

Günaydın bana geri gelen şiir
Bana geri gelen anıt
Bana geri gelen kalbim
Bana geri gelen kalbimin ay ışığı (1)

Kalbimiz harflerle. Önce söz vardı sonra da söz olacaktır. Kaosların sözle yı­kanması evreni ve içindekileri varkılmamış ki.

Seni bir kere tanıdıktan sonra
Yaşamak acısını da tanıdım
Bu acıyı beraber tadalım mâra (2)

Hayat, varlık, değerler, semboller, imlerin dünyası, pandoranın kutusu ne çıka­cak acaba bu defasında! Kendinin farkına varan insan nasıl seslenecek, siteyi nasıl kuracak. Taş taş üstüne konularak yapılan erdemin şan neyle inşa edilecek.
Söz şairindir,

"ve geceyi çizen şiir dağılmakta
bak! işte şair
ellerin dolu (n) ay
gibi düşüyor, aşkla
söz kuşlarının üstüne
bolüne devrile"
(Sh. 43) Kuş imleri İsmail Karakurt'ta Simurg'a dönüşüyor. Rivayete göre Kaf dağında yaşadığı varsa­yılan uzun boylu, tüyleri renkli, yüzü in­san yüzüne benzeyen, çok yükseklerde uçan, yere konmayan, adı var kendi yok bir kuş. Otuz kuş büyüklüğünde, otuz renkli ve otuz kuşun alametini taşıdığı için "otuz kuş-otuz renk" anlamına geliyor Simurg.
Yitik cennet elbet bir gün bulunacak­tır; ama oraların özlemi hiç bir dem bit­meyecektir. Ait olduğumuz evrensel boyuta ulaştığımız anda varoluş çiçekleri göğerecektir.
İlk ilke Simurg'dur (3)
Buna insanlık idesi, ilk akıl, ilahi sır da denir ki bu ele alınan insanın, çeşitli özelliklerini kapsar. Mükemmel insan ev­renin ruhu, evrende onun suretidir. Onun için evrene en büyük insan ismi veril­miştir.
Yeryüzü sürgünü bizi arındıracak. Ateş le imtihanımız ise donanımlarımızı çeşitli boyutlara hazırlayacaktır. Hak yokluk ay­nasında zuhur eder. Varlıklar ve eşya yok­luk aynasındaki akislerden ibarettir. Madde alem ve tüm varlıklar kendi asıllarına ve zatlarına göre yok, Hakka göre vardır. Varlıklarını ondan alırlar. Bunun dışında onlara atfedilen varlık bir vehim ve bir hayaldir.


Yokluğunda var olan
Varlıkta bilmez ademi (Mahvî) (4)

Kendini gerçekleştiremeyen acaba var­lığın hangi oluşumunda yer alacaktır. "Ben kendimin şerhiyim" (Sh 37) ifadesini dilimizle söylediğimizde bunun olumlamasını neyle yapacağız. "Suçluyu mutlaka bulacaklar." (Sh 29) Evet, suçlanan sorumlu­luğunu insan olma erdemini kaybedenler mutlaka bulunacaktır.
Kitabın kapağının içinde sislerle bir­likte tarihin hem de çok öncelerinin sesleri duyuluyor. Veda'lar, Mezmur'lar, İsa, Yu­suf, Süleyman'ın sözleri bize kültürümüzün kökenini bir daha hatırlatıyor. Yaşama bil­gisi kaybolmuştur. Evrenin neresinde bulu­nursa elbet sahip çıkılacaktır. Nuh tufanıy­la yıkanan dünyamız kuş resimleri ile tek­rar dirilecektir. Şair çağırıyor;

"Seni seni
İçimdeki dağ nergisi
Lekesizliğe çağır beni
." (Sh 13)

Lekelendi yaşamımız hem de binlerce anlamsız kaygılarla. Her dem yenilenen çağ­rı nasılda unutturulmaya çalışılıyor öyle. Hayat ona dirilik veren fikirler ve sonsu­zun sızısı. Sezai Karakoç'un:

"Gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak
Baharı kollayarak girelim kelimeler ülkesine." (5)

Çağrısına İsmail Karakurt, kitabına aldığı ilk şiirine gülle başlıyor. Dahası "gülü içi­me atıp söyleşirim" (Sh 11) ifadesiyle bunu daha da güzelleştiriyor. Konuşmak beraber olmak için gül ne iyi bir imgedir. Sanki gül kokuları duyuyoruz bizi esrik kılan, "Gül Yetiştiren Adam"larımız olurdu bizim. Karanlığın hoyratlığına direnen, uzadıkça gece nihâyetinde gündüzün geleceğini etra­fa fısıldayan nerde o insanlar. "Kuşlar Sü­leyman?ı bekliyor" (Sh 35). Biz ise gül yetiştiren adamları.
Medeniyet tercihimiz bize devamlı kı­yamet provaları yaptırıp durmakta; kendi aidiyetini sorgulayan insanımızın şarkısı her zaman değişik olmaktadır. Şiir ki ni­hayetinde;

"Şiiri indir ruhum! kanın hikayesi uzamasın
uzamasın şiir
Şiir ki azgın bir kıyamet denemesi
son kuşatmanın telaşıyla
tutuşan kemiğimden çıkıp
yine görüneceğim camdan elbiselerle
" (Sh 38)

demektedir.

ALİ BÜYÜKÇAPAR

· İsmail Karakurt, Simurg (Şiirler) İst. 1992 M.E.B. Yayınları
· (YALNIZARDIÇ / 2, Kahramanmaraş)

DİPNOTLAR:

Sezai Karakoç, Şiirler II İst. 1978
Asaf Halet Çelebi, Om Mani Padme Hum
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimler Sözlüğü İst. 1991
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimler Sözlüğü İst. 1991
Sezai Karakoç. Şiirler IV ist. 1978
ss="data"> <$BlogItemAuthorMecazzogItemDateTi12:04:00rildi. | Permalink |
<$BlogItemControgItemPermalhttp://simurgan.blogspot.com/2005/11/simurg-zerine.htmlnk">Devamı | Kategori:

<$BlogItemCommen0

<$BlogItemCreateYorum GönderRL$>"> ~ http://simurgan.blogspot.com/ dön